Celâl Nuri’ye Verdiği Mülâkat

İzmir – Bu Mektubumda Mustafa Kemal Paşa’dan bahsedeceğim. Koca Gazi’miz Rıhtım boyunda -şimdi muhterik (yanmış) olan- bir gün akdem (evvel) bir sahilhanede oturuyordu. Her zamandan genç, çalâk…

 
– Paşam! Bu zaferi havasalam ihata edemiyor (kavrayamıyor) Ver elini öpeyim.

 
Karşımda asr-ı hazırın (yüzyılımızın) en büyük sahib-i seyfi duruyor. Zafer-i nila-i (son zafer) kendisini her vakitten ziyade beşuş (güleryüzlü) etmiş. Paşa, bundan sonra her türlü âmal-i milliyemize hem de pek yakında nail olacağımıza kaani, Başkumandan-ı âzamımız (büyük başkumandanımız) zaferin sür’atine hayran:

 
– Ne dersiniz! Piyade de İzmir’e süvarilerle beraber dahil oldu… Bu ne tayy-ı mekân (mekânı yok etme) mûcizesi!

 
Paşa söylüyor:

 
”-Askere istirahat emrediyorum. Asker dinlemiyor, ve, İzmir’de istirahat ederiz; mukabelesiyle cenk ediyorlar!…”

 
İyice anladım ki Mustafa Kemal Paşa bu muharebede yeni bir usûl-i harb ihtiyar etmiş ve herkesi şaşırtmıştır. Bu taarruz ve tecavüzde ittihaz edilen mektumiyet (gizlilik) bir şaheserdir. Bu kararı kumandanlar bile bilmiyorlardı. Bunun yalnız üç beş mahremi vardı. İşte o kadar…

 
Paşa söylüyor:

 
”- Artık Yunan ordusu namına hiçbir şey mevcut değildir. Hattâ Yunan devleti bile yoktur. Rumeli’deki bir iki fırkadan maada Yunan’ın hiçbir kuvveti kalmamıştır.”

 
Ateş-i mükaddesi milliyet (kutsal milliyet ateşi) Mustafa Kemal Paşa’nın gözlerinde parlıyordu. Defaatle Paşa, âlemin bizi henüz anlayamadığını, ve bu harikayı ibrazda muvaffak olmayacağımızı zannettiğini söylüyordu.

 
Tevazu ve mahviyeti (alçakgönüllülüğü) derece-i ifrata (son derecesine) götüren paşa, zaferin âmili (meydana getireni) olmak üzere mukaddes ve mübeccel (kutsal ve yüce) Mehmetçiğimizi gösteriyor. Müşarünileyhin bu hakkını bir kayd-ı ihtirâzi (sakınma kaydı) ile kabul ederiz: Mehmetçik ve kumandanlarımız!

 
Bu muharebedeki sürat insanı şaşırtıyor. 26 Ağustos’ta başlayan zafer ve seyr-ü hareket 9 Eylül’de kemalini bulmuş ve bitmiştir. On beş günde sabık cepheden harp ede ede İzmir’e varmak… Bu işte, ordumuzun ve kumandanlarımızın bir sırr-ı zafer kerametidir.

 
Bu şerait (koşullar) altında değil harben, seyahat-ı âdiye ile bile iki haftada Afyon Karahisarı’ndan İzmir’e gitmek muhalat-ı kat’iyedendir (asla olamaz şeylerdendir).

 
Muharebe Mustafa Kemal Paşa’yı hiç yormamış. Şurasını anladım ki zafer ve galibiyet her türlü yorgunluğu gideriyor ve insana yeni bir mukavemet kabiliyeti izafe ediyor (ekliyor, katıyor).

 
CELÂL NURİ

 
(İleri’den, 24 Eylül 1922)

Bu Konu Hakkında Soru Sormak ve Anında Yorum Yapmak İçin Buraya Tıklayın

Google AraCelâl Nuri’ye Verdiği Mülâkat

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.